Uyarı
  • JUser: :_load: Unable to load user with ID: 982

ÇOCUĞUN EN KALİTELİ GIDASI SEVGİDİR

İnsan, ekmekle doyar; emekle büyür, sevgiyle yaşar. Sevgi varlığın yaratılış sebebidir. Çünkü varlığı var eden Allah, onu, sevgiyle yaratmış, sevmiş ve sevilmeyi istemiştir. Nasıl ki bütün bir varlık Allah’ın sevgisinin bir ifadesi ise, çocuk da insanın sevgisinin bir ürünüdür. Varlık Allah’ın sevgisinin meyvesi; çocuk, karı-koca sevgisinin meyvesidir.

Aile binasının en sağlam harcı sevgidir” dersek abartmış olmayız sanırım. Harcı sevgiyle karılan aileler ve bu ailelerin bulunduğu evler bırakın bu dünyada çözülüp parçalanmayı ahirette de çözülüp parçalanmazlar. Bir de bu aile ve evlerde yetişen çocukları düşünün…

Harcı sevgi olan evlerde yetişen çocuklar kendisiyle barışık, kendine ve başkalarına güvenen ve güvenilen, sevecen, umutlu, hoşgörülü ve mutlu birer insan olarak hayata atılırlar. Çünkü böyle çocuklar sevgiyi daha anne karnında hissetmeye başlar. Bu yüzdendir ki temeli sevgi olan çocukların tavır ve davranışları, temeli sevgi olmayan çocukların tavır ve davranışlarından farklıdır. Sevgiyle büyütülen çocuk sevgi, umut ve hayat dolu bir insan olurken; sevgisiz yetiştirilen bir çocuk ise nefret, kin ve intikam hisleriyle dolu olur. Sevgi ile terbiye terbiyelerin en güzelidir.

Çocukların duygu gelişiminin, zihinsel gelişiminden daha önce gerçekleştiğini bugün bütün Psikologlar ortak görüş olarak açıklarlar. Yani önce duygusal gelişim, sonra zihinsel gelişim ve en sonra da fiziksel (bedensel) gelişim gerçekleşir çocukta. Şu halde duygunun en büyük gıdası sevgidir ve sevgi ruhu besleyen bitimsiz bir besindir. Bir ailede başta anne olmak üzere, ailenin çocuğuna vereceği sevgi kadarsa, çocuğun ruhi gelişimi de o kadardır.

Bir ailede anne, sevginin lokomotifidir. Hiçbir dadı annenin yerini tutamadığı gibi, hiçbir gıda da sevginin yerini tutamaz. Bu gün çocuğun bedensel gelişimi için anne sütü ne kadar önemli ise, ruhi gelişimi için “Annenin bebeğine gülmesi, onu okşaması, onu sırtında taşıması ve hatta annenin kokusu dahi vs.” o kadar önemlidir. Günümüz modern dünyanın çocukları anne ilgi ve sevgisinden mahrum kaldıkları içindir ki “ana kuzusu” yerine “kreş kuzusu” olup çıkmıştır.

Anne-babanın işe; çocuğun kreşe yollanıp, içi boşaltılan ve akşam olunca her birinin kendi odasına çekilip iki kişilik pansiyon haline getirilen evlerden sevgi yüklü çocukların yetişmesini beklemek hayalden başka bir şey olmaz sanırım. Bu gün Anne babanın çocuğuna alacağı en pahalı hediyeler, oyuncaklar, onun önüne koyacağı en değerli yiyecekler, yemekler, ona giydireceği en markalı giysiler, onu götüreceği en ilginç ve heyecan verici geziler; anne babanın çocuğuna ayıracağı zamanın yerini tutamaz. Emerson şöyle der: “Hediyeler armağan değildir, verilmemiş armağanlar için birer kaçamaktır. Gerçek armağan, karşınızdakine kendinizden bir parça verebilmektir.”

            Gallup araştırma şirketi tarafından 2010 yılında 53 ülkede “umut ve umutsuzluk” üzerine yapılan araştırmanın sonucuna göre: Yeryüzünün en mutsuz insanları Fransa’da, en mutlu insanları da Nijerya’da yaşıyor. Yeryüzünün en mutlu insanlarının, Ekonomik olarak Fransa ile boy ölçüşemeyen Nijerya’da yaşıyor olmasının arkasında yatan gerçek şudur: “Nijarya’da yaşayan her çocuğun üç yaşına kadar anne sırtında taşınması ve beş yaşına kadar da anne elini hiç bırakmadan büyüyor olmasıdır.” Aslında sadece bu araştırma sonucu bile benim bu konuda ne demek istediğimi açıklar niteliktedir.

Sevgiye hasret büyüyen ufacık yüreğin sahibi olan, anne babasından sadece sıcak bir kucak, içten bir gülümseme, ilgi ve sevgi bekleyen çocukların halini şu hikaye ne kadar güzel izah eder:

Küçük kız, annesiyle yürürken birden durdu. Yağmur damlacıklarıyla ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu.

Bisikletin arka tarafındaki minder üzerine oturan kız, düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını onun sırtına dayamıştı. Adamın ara sıra yana dönerek söylediği sözler küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu.

Kaldırımdaki kız, bisikletin arkasından bakarken, annesi durumu fark edip: 

‘Evdekiler yetmiyormuş gibi gözün hala bisikletlerde’ diye çıkıştı. ‘Ama eğer beğendiysen, baban onu da aldırır.’ Küçük kız yumuşak bir sesle:

‘Bisiklete değil kıza bakmıştım’

Babası, o vaziyette bile kendisiyle sohbet ediyor da... Annesi, küçük kızı hiç duymamış gibiydi. Onun kürklerle çevrili şapkasını düzeltirken:

‘Arkadaşların, bu havada bile okula yürüyerek geliyor. Halbuki baban, işe giderken de olsa birkaç dakikasını ayırıp seni Mercedes’iyle getiriyor.’ dedi.

Kızın gözü yine bisikletteydi. Kadın, alaycı bir ifadeyle:

‘İstersen baban da seni bisikletle getirsin. Ne de güzel yakışır, öyle değil mi?’

Küçük kız, inci taneleri gibi süzülen gözyaşlarını annesinden saklamaya çalışırken: 

‘Çok isterdim’ diye cevap verdi. ‘Belki de böylelikle, babama sarılırdım…

Son DüzenlenmeCuma, 26 Şubat 2016 07:16

29°C

Karamanlı

Mostly Cloudy

Humidity: 25%

Wind: 28.97 km/h

  • 20 Jul 2018 28°C 12°C
  • 21 Jul 2018 30°C 13°C
Saniye sonra Kapanacaktır