Uyarı
  • JUser: :_load: Unable to load user with ID: 982

ÂLEMİN KAHRINI ÇEKTİ, ÂLEMLERE RAHMET OLDU

        “(Rasûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (1)

 

Özünde rahmet, işinde merhamet sahibi, sonsuz rahmetin kaynağı olan ve merhameti zâtına farz kılan(2) Rabbimizin, insana merhametinin bir diğer adı olan vahiy, sanki tutan el, yürüyen ayak, konuşan dil, gören göz oldu, ete kemiğe büründü ve Abdullah oğlu Muhammed’i (sav), yürüyen merhamet’e, Allah Rasûlü Muhammed’e (sav) dönüştürdü. Yani Allah’ın merhametinin diğer adı olan Kur’an, ete kemiğe büründü, Muhammed diye göründü. Gökyüzünün en çok merhamet edileni olmak, yeryüzünün en çok merhamet edeni olmaktan geçiyordu.

Âlemin zahmetini, kahrını çekmeden, âlem için kendini helak etmeden (3), “Âlemlere rahmet” (4) olunamazdı. Merhamette insanlığın zirvesi olmayı Vahye borçlu olan Efendimiz (sav), âlem’in kahrını çektiği, âlem’e merhamet ettiği için “Âlemlere rahmet” oldu.  O’nun Âlemlere rahmet oluşu kafadan, tombaladan çıkan bir şey değildi. O bu şerefi, yaşadığı hayatla, yani vahyi insanlığa taşıma gayreti, ehliyyeti, celadeti, adaleti, cesareti, şecaati, hikmeti, himmeti, hizmeti, muhabbet, meveddet ve ülfetiyle hak etti.

İşte bu manada Rahmet risâletti, hidayetti, inzârdı, tebşirdi, davetti. Efendimiz (sav) bunları yaptı ve rahmet olduğunu ispat etti. Veda Hacc’ında şahit kıldı, şahit tuttu ve şahit gösterdi.

Şahsiyeti vahiy sayesinde şefkat ve merhamete dönüşen Efendimiz’in (sav) merhamet eğitimi, bazen hemen bazen de aylar, yıllar sonra meyvesini veriyordu. Hakka davetine karşılık, taş, hakaret ve küfürle karşılık veren, mübarek vücudunu kan çanağına çeviren Taif halkına gücenmedi. “Allah’ın rahmeti sayesinde…”(5)Beni neden taşlıyorlar, bana niye hakaret ediyorlar?” diye değil, “niye iman etmiyorlar?” diye kendini helak etti.

Yine bu merhamet, Bedir kuyularına gömmek zorunda kaldığı, iman etmeden ölmesi “gücüne gittiği için(6) Ebu Cehil’in cesedine hitaben “ keşke iman etseydin!” sözlerinde kendini gösterdi.

Mekke’nin fethinde İslâm’la buluşan Ebu Cehil’in oğlu İkrime, babası Ebu Cehil’e verilen merhamet eğitiminin bir meyvesiydi. Bu meyve öyle olgunlaşacaktır ki, bir gün gelecek, sevdiceğini okşayan bir âşık gibi “Rabbimin kitabı! Rabbimin kitabı!” diye Kur’an’ı okşayacak, bağrına basacak, öpüp koklayacak ve Hz. Ebu Bekir döneminde Yemâme’de şehit düşecekti.

O’nun merhamet eğitimi her alanda kendini gösterdiği gibi kendisine on yıl hizmet eden Enes bin Malik’e (ra) karşı da gösterecekti. Bu süre boyunca bir kerecik olsun hakaret etmemesi, aşağılamaması, yüzünü asmaması, azarlamaması… (7) o’nun merhamet eğitiminin bir gereğiydi. Bunun bir meyvesi olarak yıllar sonra Ebu Zer (ra) kendine ait güzel bir elbiselik kumaşı ikiye bölüp hizmetçisiyle paylaşacaktı.

Kendisine türlü eziyetleri reva görenlere karşı, sadece “Ey Allah’ım! Halkımı affet! çünkü onlar bilmiyorlar!” diyebildi…

Yolda karşılaştığı bir bedevi, hırkasını boynunda iz bırakacak kadar sert çektiği ve gönlünü kıracak kadar kaba bir şekilde ondan bir şeyler istediği halde, yürüyen merhamet olan Efendimiz (sav), bedevinin istediğini yerine getirdiği gibi, onu bu tavrından dolayı azarlamadı… (8)

Gençliğin verdiği taşkınlık ve şaşkınlıkla kendisinden zinâ etmek için izin isteyen genci azarlayıp ayıplamak yerine, iknâ yöntemini seçti… (9)

Kendine bir karışlık hayat alanı bırakmayıp Medine’ye süren ve Mekke’nin fethi gününde kendinden af dileyen kavmine, Mekke’nin Yusuf’u olarak” Bugün size Yusuf’un kardeşlerine dediğini diyorum. Bugün size kınama yoktur(10) diyerek muamele etti...

Âlemlere rahmet olan bir Peygamberin ümmetine düşen görev, kendi âlemine zahmet değil, rahmet olmaktır. “Bir Âdem bir âlem” diyerek, İnsanların imanı için koşturmak, sıcak yatakları terk etmek, “mü’min olmuyorlar diye kendini helâk etmek…”(11) bir insanı kazanmak için bir ömrü vermeye hazır gibi yaşamaktır. Yine bize düşen, yürüyen merhamet olan Efendimiz’in (sav) ömrünün sonunda dilinden düşürmediği şu duaya sebep olan merhamete sahip olmaktır:

“Ya Rab! Muhammed de bir insandır! Her insan gibi o da kızıp öfkelenebilir! Kime kızmış ya da beddua etmişsem, onu o kişi hakkında bir ecir, bir rahmet, bir dua kıl! ”(12)

 _______________

1. Enbiya:21/107

2. En’am:6/12

3. Şuara:26/3

4. Enbiya:21/107

5. Âl-i İmran:3/159

6.  Tevbe:9/12a8

7.  Buhari, Edep, 39

8. Şuara:26/3

9.  Müslim, Birr 45/25

10. Yusuf:12/92  

11. Buhârî, Humüs 19, Libâs 18, Edeb 68

12. İbn Hanbel, I, 256-257)

 

 

Bu kategoriden diğerleri: « GENÇLİK ÖLÜMÜ ANLAMAK-BÖLÜM 1 »

6°C

Karamanlı

Mostly Clear

Humidity: 100%

Wind: 6.44 km/h

  • 27 May 2018 23°C 7°C
  • 28 May 2018 23°C 9°C
Saniye sonra Kapanacaktır